Canan, yetenekli bir mimar olarak görev yaptığı mimarlık bürosundan çıkmak üzere hazırlanıyordu. Yeni projenin keşif yolculuğu için arabasına bindiğinde yaşayacağı maceradan ve karşılaşacağı zorluklardan habersizdi...
Bu hikaye Beyaz Günler kitabının devamı niteliğinde olup yaşanmış bir hikaye değildir. Önemli olan yaşanılası bir hikaye olmasıdır diye düşünüyorum. Pek çok okura ütopik gibi görünen düşünce sistemi ve iki kitabımdaki alışılmamış mantık düzeni ise tamamen geçek olup çok renkli geçen kendi hayatımızın ta kendisidir.
Bu kurgu roman, 15 Temmuz 2016 tarihini, dünya tarihinin içinde çok özel bir yere oturtan, kahramanlık destanı yazarak, tarihin akışını değiştiren aziz Türk milletine atfedilmiştir.
İnsanlar hayatlarının sadece kendilerine ait olduğunu zannederek ne kadar da yanılıyorlardı aslında. Kelebek etkisiyle nice hayatlara dokunma şansına sahip olduklarını nasıl da inkar edebiliyorlardı. Bu ne büyük bir farkındalıksızlıktır ki, kimi zaman içten kopan kimi zaman dıştan fısıldayan bencilliğin sesine kolayca teslim oluyorlardı.